This site has limited support for your browser. We recommend switching to Edge, Chrome, Safari, or Firefox.

İkiz Yaşamlar: Bir Annenin İkiz Bebeklerini Besleme Yolculuğunun Hikayesi

İkiz Yaşamlar: Bir Annenin İkiz Bebeklerini Besleme Yolculuğunun Hikayesi

Burada anlatılacak olan hikayedeki başrol kahramanımız Cemre ikiz bebeklere hamiledir. İlk hamileliğinin başlarında Cemre, annelik içgüdüsünün devreye girdiğini hisseder. “Hamilelikte her şey çok pürüzsüz geçiyor” diye düşünür. Ancak taşıdığı ikizleri ayda iki kez izlemesi gerektiği için düzenli olarak gittiği yine bir ultrason sırasında doktorlar bir şey fark eder.

İkizler arasında bir büyüme uyumsuzluğu vardı, çünkü Deniz, Ece'dan daha az kan akışı alıyordu. Bu yüzden de daha küçük görünüyordu. Aynı plasentayı paylaşan tek yumurta ikizi oldukları için, bu ve sayısız başka olası sorun ikiz gebeliklerde genellikle olağan olduğundan doktorlar o sırada bununla o kadar ilgilenmemişlerdi. Ve ayrıca ölçümlerde her zaman hataya yer bulunurdu. Ancak bir şekilde Cemre bu sorunun çözülmeyebileceğini hissetti.

Ve içgüdüsünde de gerçekten haklı çıktı. Hamileliğinin çok sonraki zamanlarında, uyumsuzluk giderek büyüdü ve kızları dünyaya erken gelmek zorunda kaldı. Üstelik Cemre'nin umduğundan bile daha erken..

‘’İkizlerde yaygın olan ama benim için sürpriz olan bu erken doğum öncesinde 37 haftaya kadar karnımda kalacaklarını düşünmüştüm. Ancak ikizler sadece 35 haftada doğdular. Ece 2.5 kg, Deniz ise sadece 1.3 kg’dı.’’ diye ifade eden Cemre’nin ikizleri çok küçük ve çok erken olduğu için hemen eve gidemediler.

‘’Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi’nde kalmak aslında her ikiz için oldukça olası bir senaryodur. Bunu doktorlarınız size doğrudan söylemiyor olabilir ama ikizlerinizin bir süre hastanede kalması elbette duyulmamış bir şey değil.” şeklinde devam eden Cemre eşi ile birlikte oraya vardıklarında, kendileri için her şeyin artık hayati bir durum haline geldiğini söyleyerek onlar için önemli olan ilk adımın da ikizlerin nasıl besleneceğini öğrenmeleri olduğunu belirtiyor.

Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi Yaşamı

Prematüre bir bebek zaten hayata karşı bir meydan okumadır; diğer normal zamanda doğan bebekler ile aynı şeylere hazır değillerdir. Onlar hâlâ anne karnında olmak isterler. Bu yüzden de prematüre bebekler ile yapılan şeylerde işler hızla duygusallaşır. Bu, özellikle emzirmeye başladığınızda geçerlidir.

Cemre: “Emzirme danışmanımız, erken doğum oldukları için emzirmenin asla olamayacağı konusunda bizi uyardı. Ama bunu yapmayı çok istedim, bu yüzden de kendime bu konuda çok baskı yaptım.” diyor. Birçok prematüre bebek; başarılı bir şekilde emzirmelerini sağlayan emme, yutma ve nefes alma refleksini geliştirmeden doğarlar. Doğal olarak bu durum, YYBÜ'de Dr.Brown's Preemie emzik ve biberonla beslenen Ece ve Deniz için de geçerliydi.

Cemre, kızların biberonla beslenebilmeleri için daha yavaş akışlı bir biberon emziğine ihtiyaç duyduklarını söylüyor ancak bir yandan da YYBÜ’de böyle olması gerekirken Cemre emzirmeyi bırakmak istemediğini anlatıyor ve ekliyor: "Bu durum sadece daha fazla emzirmek istememe neden oldu. Çünkü bunun, bu anne bağı deneyimine sahip olmak için tek şansım olacağını düşünmeye devam ettim.”

Ece iki hafta sonra eve gittiğinde ve Deniz'nin hala YYBÜ’de kalması gerektiğinde, Cemre ve eşi Burak zamanlarını nasıl bölecekleri konusunda zor bir karar vermek zorunda kalırlar. Çünkü ikizler yan yana olmadığında emzirmeye çalışmak tamamen imkansız hale gelir. Yedekte pompalanan süt ve biberonlarla hastaneden eve, evden hastaneye koşturmaya başlarlar ve Cemre bebeklerini besleme ihtiyacını dengelemek için elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışır.

Sonunda Eve Nihai Dönüş

Hastanede fazladan bir hafta geçirdikten sonra -ki bu sonsuz da olabilirdi- Deniz evde kız kardeşine ve anne babasına nihayet katılabilir. Yine de, sonunda küçük bebeklerini kendi beşiğine koymanın açıklanamaz sevinci içindeyken Cemre ve Burak için yepyeni bir dizi beslenme zorluğunun da telaşı vardı.

“Emzirmeye başlamam iki ayımı aldı. Bununla kendimi bir nevi çıldırttım,” diye anlatan Cemre, gece yarısı esnemelerinin yanı sıra her beslenme saatinde kızlarıyla birlikte bunun üzerinde çalıştığından da bahsediyor: "Kendime fazla yüklendiğimi biliyordum. Bunu yapan en iyi arkadaşım olsaydı, ona durmasını söylerdim diye düşünüyordum. Ama kendimle çok rekabetçiydim. Mükemmellik idealiniz olduğunu düşündüğünüz şeye ulaşamadığınızda… Gerçekten zor zamanlar geçirebiliyorsunuz...”

Sonunda, biraz gözyaşı ve gereğinden fazla acıyla, Cemre ve kızlar emzirmeye alışırlar. O kadar ki biberonla besleme çok daha nadir bir olay haline gelir. İronik olarak, onları akışa sokan şey, Cemre'nin onlara pompalanmış sütü biberonlarla vermeyi sorun olarak görmemeyi öğrenmesi olur: “Biberonun artık bir sorun olmadığını kabullenmiştim. Çünkü böylelikle kocam beslenme konusunda bana yardımcı olabiliyordu ve Deniz'de biberonların ciddi anlamda yardımcı olduğu reflü vardı.”

Yolculuktan Dersler

Cemre'nin azim, kararlılık ve cesaretle dolu olan hikayesi göz önüne alındığında, hiçbir şeyi değiştirmeyeceğini anlaması ve kabullenmesi mantıklı olandı. Gerçek şu ki, geriye dönmesi gerekse bir şeyi çok farklı yapacaktı. Onun kelimeleri ile bu şu olurdu: “Kendime koyduğum baskı miktarını değiştirirdim.”

Pek çok anne Cemre ile aynı duyguları yaşar. Bu derin arzuyu "doğru" yapmayı, sorunu çözmeyi ve daha da önemlisi daha çok denemeyi istemek doğurur. Cemre'nin hayatındaki bazı insanlardan çok şey duyduktan sonra sürekli olarak aklından geçirdiği şeyler ise şöyledir: "Herkes yaptığın şeyi tartacak. Sana sorulmamış, bilgisiz görüşler söylenecek. Ne kadar uğraştığını bilmiyorlar ve sana bunları söylemeye hakları yok, diye düşündüm."

İyi niyetli olsa da, tavsiyeler anneleri sadece kendilerini olduğundan daha kötü hissettirmekle kalmaz, aynı zamanda başarılı bir şekilde yaptıkları her şeyi devalüe eder. Ve gerçek şu ki, bu tavsiye nadiren herhangi bir atılım anlamına gelir. Bu konuyla ilgili olarak Cemre: “Kendi adıma bir çözüm geliştirdim ve kararlarım konusunda yüzde yüz rahat olduğumu bilmenizi isterim. Çünkü bize istenmeden verilen tavsiyelerin işe yaramasını sağlayan şaşırtıcı bir strateji değildi. Sihirli bir çözüm de değildi. Zaman, duygusal destek ve zaman, zaman, zamandı.”. Bunlar haricinde başka yolları da düşünmeye istekli olan Cemre şunları da ekleyerek: “Kendinize rota değiştirme özgürlüğü vermelisiniz” diyor.

Neyi bırakırsanız bırakın, her annenin yolculuğundaki nihai ders de zaten bu değil midir?

 

Eğer bu yazının sizlere de yol gösterici olduğunu düşünüyor ve diğer yazılarımıza ulaşmak istiyorsanız bizleri web sitemiz üzerinden ziyaret edebilir, bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Leave a comment

Please note, comments must be approved before they are published

Cart

No more products available for purchase

Your cart is currently empty.